reklam
reklam

TEDBİRİNİZİ ALIN AŞIRI SICAKLAR SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR! | MySivas.Com Sivas HaberleriMySivas.Com Sivas Haberleri

13 Mayıs 2021 - 15:45

TEDBİRİNİZİ ALIN AŞIRI SICAKLAR SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR!

Son Güncelleme :

27 Haziran 2016 - 16:38

23 kez okundu
reklam
TEDBİRİNİZİ ALIN AŞIRI SICAKLAR SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR!
reklam

TC SAĞLIK BAKANLIĞI: TEDBİRİNİZİ ALIN AŞIRI SICAKLAR SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR!

Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayın.

Sağlık Bakanlığımız resmi sosyal paylaşım hesabı üzerinden kamu sağlığını korumak amacıyla anons ve görsel afişleri yayınlamaya devam ediyor. Son yayınlanan duyurularında “TEDBİRİNİZİ ALIN AŞIRI SICAKLAR SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR “ başlığı ile bir görsel afiş ve  spot duyuru metinini yayınlamıştır. Güneşin faydalı etkisi olduğu kadar zararlı etkilerinin de olduğunu unutmayın. Maruz kalınan UV radyasyonun en yüksek düzeyde olduğu 10.00 ve 16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkmayın.”

Sağlık Bakanlığımızın halk sağlığı adına taşıdığı bu hassasiyeti bizlerde destekliyoruz. Aşağıda konfederasyonumuz tarafından hazırlanan UV radyasyonu ile ilgili temel bilgileri halkımızla ve meslektaşlarımızla paylaşıyoruz.

ULTRAVİYOLE RADYASYONU NEDİR? NEDEN ZARARLIDIR? UV’DEN NASIL KORUNURUZ?

KİMLER RİKS(Tehlike) ALTINDADIR?

Güneş Dünyamızdan 150 milyon kilometre uzaktadır. Isı ışık ve UV radyasyonu yayar. Isı ışık dünyamızda yaşayan milyonlarca canlının yaşam kaynağıdır. Kısa dalga UV ışınları enerji bakımından daha yüklüdür. Canlı dokular için son derece zararlıdır, zamanından önce yaşlanmasına sebep olur Güneş ışınlarının çok az bir kısmını görebiliriz (400-700nm-Bir nanometre milimetrenin milyonda bir büyüklüğünü ifade eder) UV radyasyon güneş ışınlarının %5’ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir. Radyasyonu gözlerimizle göremeyiz ve hissedemeyiz ancak zararlı etkilerini gözlemleyebiliriz.
güneş ışınımı dalga boylarına göre sıralanır ve aşağıda verilen temel gruplar ile ifade edilir. 
a- Gama Işınları 
b- X- Işınları 
c- Ultraviole Işık (Ultraviole radyasyon, 320–400 nm dalga boyları arasında UV-A, 290-320 nm arasında UV-B, 200-290 nm arasında da UV-C olmak üzere üç bileşenden oluşmaktadır. )
d- Görünür (Visible ) Işık (400 nm-700nm)
e- Kızıl Ötesi (Infrared) Işık 

UV-A, UV radyasyonun en az zararlı şeklidir ve dünyaya büyük miktarlarda erişir. Çoğu UV-A ışınları ozon tabakasının içerisinden doğrudan geçer.
UV-B radyasyon potansiyel olarak çok zararlıdır. UV-B radyasyonunun çoğu stratosferde ozon tarafından yutulur. %2–5 ‘i geçer. UV-C radyasyon çok enerjik olduğundan potansiyel olarak en fazla zararlıdır. Stratosferde oksijen ve ozon tarafından yutulur ve asla dünya yüzeyine erişmez. Yüzeyler UV radyasyonu farklı derecelerde yansıtır. Kar UV radyasyonun %85’in üstünde bir miktarla en yüksek bölümünü yansıtır ve UV radyasyon yükseklikle artar, bu nedenlerle de kayakçılar ve dağa tırmananlar dikkat etmelidirler. Kuru kum ve beton %12’nin üzerinde yansıtabilir. Su ise sadece %5’ini yansıtabilir. Kumlu sahillerde güneş banyosu yapanlar, bir parkta yeşil çimenler üzerinde güneşe maruz kalanlardan %10’un üzerinde daha fazla UV-B alırlar. Dağcılarda tırmanma sırasında, güneşin sıcaklık etkisinin azalmasına rağmen güneş yanığı olma olasılığı daha fazladır. Dağa tırmananlar ve kar da kayak yapanlar UV radyasyona en fazla maruz kalanlardır. Güneşli bir günde hafif bir rüzgâr sizin serinlemenize neden olabilir, fakat bu sizin cildinize ve gözünüze etki eden UV miktarını değiştirmez. Sıcaklığı UV radyasyonla karıştırmayınız.UV den korunması sırasında dikkat edilmesi gereken bazı konuları sırladığımızda: Deriye göze ulaşan solar radyasyonun miktarı; ışınların açısı, mevsim, bulunulan yerin ekvatora olan uzaklığı, stratosferin ozon konsantrasyonu, yükseklik, çevre kirliliği, bulut kütlesi gibi etmenlere bağlı olarak değişiklik gösterir. UVA ve UVB ışınları normal deri üzerinde akut ve kronik etkilere sahiptirler Gökyüzünde güneş ne kadar yüksekte olursa, UV ışınlarının radyasyon seviyesi de o kadar yüksek olur. Buna bağlı olarak, UV ışınlarının seviyesi gün içinde ve yıl içinde değişiklik göstermektedir
UV Radyasyonundan korunmada uyulması tavsiye edilen altın kurallar-Öğlen saatlerinde ışınlara maruz kalma süreninizi sınırlayın. Güneş ışınlarının en şiddetli olduğu öğlen saatlerinde (11.00 ile 15.00 arasında) UV radyasyonu diğer zamanlara göre %70 daha yüksektir. çalışırken, dışarıda yapılan sporlara katılırken, yürüyüş yaparken koşarken veya güneş altında herhangi bir şey yaparken Kaynakçı, medikal teknoloji servisinde, elektrik devre kartları yapımında çalışıyorsanız, Güneş lambası, bronzlaşma odası kullanıyorsanız, UV radyasyonuna karşı duyarlılığınızı artıran ilaç kullanıyorsanız, Katarak ameliyatı olduysanız mutlaka ihtiyacınıza göre genel amaçlı ya da özel amaçlı kullanılan bir güneş gözlüğü takılmalıdır ve yine UV ‘den korunmak için Şemsiye, geniş gölgelik kısmı olan şapka kullanılmalı; açık renkli giysiler giyilmelidir. Vücudunuzun güneş ışınlarına daha çok maruz kalan kısımlarına; kulaklarınıza, yüzünüze, boynunuza, omuzlarınıza ve sırtınıza, dirseklerinize ve ayaklarınızın üst kısımlarına daha fazla önem veriniz. Bulutlara kanmayınız. Güneş ışınları, bulutlardan, sisten ve pustan rahatlıkla nüfuz eder. Çocukluk çağında radyasyona duyarlılık yüksektir. Bebekleri ve gençleri koruyun, Cilt koruma faktörü 15 veya daha fazla olan ve vücudun güneşe maruz kalan her yerine uygulanacak olan güneş koruyucuları kullanmak. Güneş koruyucularını her iki saatte bir yeniden uygulamak, her terleme ve yüzme sonrası yinelemek gereklidir Ekvatora olan uzaklık: Ekvatora yakın olan ülkeler ekvatordan uzak olan ülkelere göre daha fazla risk altındadır. Bunun sebebi, ekvatorda UV ışınları atmosferin içini kat etmek için daha kısa mesafeye sahiptir ve ekvatora ulaşmadan önce atmosfer tarafından daha az filtrasyona tabi olurlar.
. Göz dokuları 380-1400nm arasındaki ışınımı göz arkasındaki ışığa duyarlı retinaya geçirir. Biz çevremizdeki cisimleri görebiliriz. Bu sırada gözümüz yere ulaşan UV ışınımına yüksek oranda maruz kalırsa, gözümüzün retinası ve dış tabakaları bundan hızla etkilenir. Sonuçta Güneş’i yanlış gözlemek, tutulma sırasında kataraktın gelişmesine, tutulma körlükleri ya da retina yırtıkların ortaya çıkmasına yol açar. Retinanın şiddetli görsel ışığa maruz kalması da ışığa duyarlı kanallar ve hücrelerde tahribata neden olur. Işığın bu bölgelerde kimyasal tepkimeye girmesi sonucu geçici ya da kalıcı olabilen görme fonksiyonu kayıpları da belirir. Kişi özel önlemler almaksızın Güneş’e aralıklı ya da uzun bir süre bakarsa bu fotokimyasal olay görme bölgesinde ufak kör bir alan meydana getirebilir. Retina bölgenin herhangi bir acı hissi vermemesi nedeniyle tehlike daha da büyüktür. En azından olaydan sonraki bir kaç saat görme fonksiyonu yerine gelemez. Güneş sadece tam tutulma sürecinde Ay’ın Güneş diskini bütünüyle kapattığı bir kaç saniyelik anda çıplak gözle izlenebilir. Yine de tam tutulma anını çıplak gözle izlemek tümüyle güvenli değildir. Öyle ki, bir tutulmanın parçalı safhalarında güneşin yüzeyi % 99 örtüldüğünde bile (aydınlanma düzeyi yaklaşık alaca karanlık kadardır), geriye kalan güneş hilali retina yanığa yol açacak kadar yeterli ışık şiddetindedir. Sonuç olarak, ışığı odaklayan herhangi bir optik düzenek ile (mercek, dürbün, teleskop vs.) güvenilir bir koruyucu filtre kullanmaksızın Güneş’e bakılmamalıdır!
UV RADYASYONUNUN CİLT VE GÖZ ÜZERİNDEKİ AKUT VE KRONİK ETKİLERİ

Cilt kanseri riski
Unutmayalım, derimiz kendini koruyabilen bir kalkan değil, yaşayan bir organizmadır. Tüm Dünyada her yıl 2 – 3 milyon arasında malin olmayan deri kanserleri ve 130.000’in üzerinde malin kanserlere rastlanmaktadır. Değişen hayat tarzı ve güneş ışınlarından daha fazla yararlanma isteği, deri kanserlerindeki artışın belli başlı sebebidir. Özellikle çocuklukta görülen sık güneşe maruz kalma ve güneş yanıkları, melanoma laterin oranın vücutta yükselmesine sebep olduğu görülmektedir. UV ışınlarına karşı koruyucu bir filtre görevi gören ozon tabakasının incelmesi, sorunu daha da kötüleştirmektedir. UV ışınları nedeni ile meydana gelen diğer kronik deri değişimlerinin içinde, daha çok deri yaşlanması olarak bilinen deri hücrelerinde, kan damarlarında ve lifli dokularda meydana gelen hasarlar yer almaktadır
UV RADYASYONUNUN GÖZ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ (KATARAKT OLMA RİSKİ)

UV radyasyonunun zararları kümü latiftir. Ne kadar çok UV radyasyonuna maruz kalırsanız hayatınızın sonraki evrelerinde katarakt hastası olma riskiniz artar. Kanıtlar hem UV-A’ ya hem de UV-B’ ye maruz kalındığı takdirde uzun veya kısa süreli göz ve görme hasarlarına yol açabilecekleri tezini desteklemektedir. UV ışınlarının göz üzerindeki şiddetli etkilerinin içinde, kornea ve irisin iltihaplanması demek olan photokeratitis ve göz kapaklarının içinde çizgiler halinde uzanan ince zar olan konjonktivin iltihaplanması anlamına gelen photoconjunctivitis yer almaktadır. Gözün UV ışınlarına maruz kalması sonucunda, uzun vadede ortaya çıkan etkilerinin içinde pterygiumun gelişimi (korneaya bitişik olan beyaz veya krem rengindeki şeffaf olmayan büyüme) ve konjonktivin ışık geçirmez hücre kanseri yer alabilir. Şu anda dünyada 16 milyon insan katarakt nedeni ile kör olmaktadır ve WHO’ nün araştırmalarına göre bu insanların %20 si UV ışınlarına maruz kaldıkları için KATARAK OLMALARI NEDENİYLE kör olmuşlardır UV Radyasyonu katarakt, ve muhtemel noktasal dejenerasyon riskini arttırmaktadır. Birçok faktör katarakt riskinin oluşmasına katkıda bulunur. Atmosferik ozonun % 10 azalması halinde katarakt riskinin her yıl için % 5 ( Dünya genelinde 1,6 – 1.75 milyon vaka demek ) artacağı hesaplanmaktadır. ABD’nin tanınmış sağlık kuruluşlarından Mayo Clinic’in yaptığı son araştırmalar. Güneş gözlüğü kullanımının katarakt riskini yüzde 40 azalttığını, Mayo Clinic’ ten yapılan açıklamada, Dr. Cecile Delcourt tarafından 2 bin 500 kişi üzerinde gerçekleştirilen araştırmanın, güneşe uzun süre maruz kalan kişilerde katarakt riskinin, diğer kişilere oranla yüzde 2,5–4 kat daha fazla olduğunu belirlediği anlatıldı. Araştırmaya göre, güneş gözlüğü kullanımı hastalık riskini yüzde 40 oranında azaltıyor

Etrafınızda bulunan kullandığımız hemen her nesnede biraz cam vardır. Yani camı kullanırız, görürüz, ya da cam yardımıyla görürüz. Güneş gözlükleri yılarca moda (Süslenme-estetik) rahatlık, gözleri rüzgâr, kar, yağmur ve yabancı objelerden korumak amacı için kullanıldı, ama artık biliyoruz ki doğru seçilmiş güneş gözlükleri ve geniş gölgelik kısmı olan bir şapka, gözlerimizi UV radyasyonundan koruyacaktır. Güneş gözlüklerinin uluslararası bir standarda göre üretilmesi göz ve görme sağlığını korur, göz ve yüzün yaralanmalara karşı emniyetini (güvenliğini)sağlar. Kolaylıkla tutuşmaz, alerji ve tahriş yapmaz, kanserojen ve zehirli bir materyal içermez. Trafikte araç kullanırken, sinyal ışık renkleri kolaylıkla fark edilir. Göz ve görme sağlığı açısından son derece zararlı, ünlü markaların kötü taklidi sahte işporta gözlükleri, çok ucuz olması, satın alan ya da kullanan için suç teşkil etmemesi nedeni ile ne yazık ki hala önemli miktarda pazarda yer buluyor. Dünyada olduğu gibi, Türkiye’mizde bu sahte taklit ürünlerin satışının tamamen sıfırlanması mümkün değildir ancak eğitimle yasal önlemlerle ve uluslararası standartlara uygun üretim ile azaltılabilir. Maalesef Türkiye’mizde bizim insanımız UV radyasyonu konusunda oldukça bilgisiz ve duyarsız bir duruş sergilemektedir. İnsanlar tüm hayatları boyunca maruz kaldıkları UV radyasyonunun yaklaşık olarak % 80 ‘ini 18 yaşına kadar almaktadır. Bu nedenle toplumların eğitiminin daha ilk yaşlardan itibaren başlaması, güneşlenme ve UV radyasyonundan korunma alışkanlıklarının kazandırılması halk sağlığı açısından çok önemlidir.

 

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ TÜRKİYE DE BİR HALK SAĞLIĞI PROBLEMİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR…
Ozon tabakasının %20 oranında kalınlığını muhtemelen kaybetmeye devam ettiği haber verilmektedir. Ozon tabakasındaki bu kalınlık kaybı, Dünya yüzeyinde UVR’ye maruz kalma miktarını arttıracak ve bunun sonucunda birçok Göz Hastalıklarının artmasına ve Sağlık Bakımı Masraflarının yükselmesine sebep olunacaktır. Bu bakımdan UVR’ye maruz kalan POPULASYONLAR bir TOPLUM SAĞLIĞI konusu olmaktadır. (West ve arkadaşları 2005) 

YASAL DÜZENLEME KONTROL VE DENETİM ŞART

Renklendirilmiş lenslerin(güneş gözlükleri) satışının, optisyenlik müesseseleri dışına taşınması (işporta, market, vb) ,bu konunun Türkiye’de bir halk sağlığı sorununa dönüşmesine sebep olmuştur.

Yasal bir denetim ve kontrol olmadığı için Türkiye maalesef sahte güneş gözlüğü çöplüğüne dönüşmüştür. Güneş gözlükleri için yasal düzenleme mutlaka yapılmalı, her türlü denetim ve kontrol TC Sağlık Bakanlığı eli ile yürütülmelidir. Güneş gözlüğü iki renkli cam ve bir çerçeveden ibaret değildir.

Taylan KÜÇÜKER 
Eczacı Gözlükçü 

Ege Gözlükçüler ve optisyenler Dernekleri Federasyonu

Eğitim Komisyonu Başkanı

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
reklam