“YARININ TÜRKİYE’SİNİ EMEĞİN SARSILMAZ GÜCÜYLE KURACAĞIZ”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Karasu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mesajında, Türkiye’de emek rejiminin bilinçli politikalarla güvencesizleştirildiğini vurguladı ve “1 Mayıs; Taksim’den ülkemizin her atölyesine uzanan emeğin özgürlük manifestosudur. Yarının Türkiye’sini, bugünden emeğin sarsılmaz gücüyle omuz omuza kuracağız.” dedi.
ANKARA/
CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında yayımladığı yazılı mesajda, emeğin tarihsel mücadelesine ve Türkiye’deki güncel çalışma rejimine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Karasu, 1 Mayıs’ın yalnızca bir anma günü olmadığına dikkat çekerek, “1 Mayıs; emeğin tarihsel hafızası ile sömürü sistemini elinde tutan egemen erklerin; küresel kuşatması arasındaki sarsılmaz çelişkinin en berrak siyasal eşiğidir. 19. yüzyılın sanayi karanlığından 1977 Taksim’inin onurlu direnişine uzanan her mücadele, bugün Türkiye’de kurulan ve AKP iktidarı tarafından kalıcılaştırılmak istenen ucuz emek rejimine karşı duruşumuzun tarihsel omurgasıdır” dedi.
“SÖMÜRÜNÜN BİÇİMİ DEĞİŞSE DE ÖZÜ AYNI”
Sanayi çağından dijital çağa uzanan süreçte emek sömürüsünün biçim değiştirdiğini ancak özünün sabit kaldığını vurgulayan Karasu, “Geçmişin endüstriyel kırım sahnelerinden bugünün dijital emek sömürüsüne uzanan süreçte, sermaye birikim modelleri değişse de emeğin mülksüzleştirilme karakteri aynı kalmıştır” dedi. Küresel ölçekte yaşanan savaşların ve krizlerin de emek üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Karasu, “Küresel ölçekte savaşlar ve yıkımlar, artık sermaye birikiminin yeni araçlarıdır. Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan çatışma hatları; enerji krizleri ve enflasyon dalgalarıyla emeği daha kırılgan hale getirmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE’DE SİSTEMATİK EMEK DÜŞMANLIĞI VAR”
Türkiye’deki tabloyu ortaya koyan CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, AKP iktidarının politikalarını hedef aldı. Karasu, “Türkiye’de ise bu küresel tablo, AKP iktidarının bilinçli tercihleriyle sistematik bir emek düşmanlığına dönüşmektedir. Güvencesiz çalışma bir kural, sendikasızlaştırma bir devlet politikası, grev yasakları ise bu sömürü düzeninin kalkanı haline getirilmiştir” dedi. Yaşanan işçi direnişlerine değinen Karasu, “Buna en yakın örnek ise; Doruk Madencilik işçilerinin direnişi ile birlikte Ankara’da gayrı resmi sıkıyönetim ilan edilmesi ve İzmir Temel Conta’da direnen bir avuç kadın işçinin ‘iç güvenliği tehdit ve huzuru bozma’ gerekçesiyle gözaltına alınmasıdır. Bugün ülkemizde pek çok direniş bu tabloyu açıkça ortaya koymaktadır” dedi.
“ÇOCUK EMEĞİNDEN İŞ CİNAYETLERİNE: OTORİTER REJİM”
Özellikle MESEM uygulamaları ve iş cinayetlerine dikkat çeken Karasu, AKP’nin uygulamalarına işaret ederek “MESEM uygulamalarıyla çocuk emeğine el koyan, iş cinayetlerini ‘kader’ söylemiyle örtbas eden bu otoriter çalışma rejimi, toplumsal bir çürümenin kaynağıdır” dedi. Bu düzenin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal bir tercih olduğunu da vurgulayan Karasu, “Emeğin yaşam hakkının dahi korunmadığı bu düzen, yalnızca bir ekonomik krizin sonucu olmaktan öte; emeğin siyasal alandan dışlanması için kurulan bilinçli bir kumpastır. Bu sömürü çarkına karşı durmak, sadece ekonomik bir talep değil, kurumsal bir demokrasi mücadelesidir” dedi.
“MODERN KÖLELİK KOŞULLARI DAYATILIYOR”
AKP iktidarının Türkiye’yi güvencesizliğin normalleştirildiği bir yapıya sürüklediğinin altını çizen Karasu, mesajında şöyle dedi:
“AKP iktidarı, Türkiye’yi emeğin sistemli bir biçimde mülksüzleştirildiği, kuralsızlığın kural haline getirildiği ve güvencesizliğin normalize edildiği yeni bir sömürü rejimine hapsetmiştir. Bu ‘kara düzen’, sadece ekonomik bir krizin sonucu olarak okunmaz; sendikal hakların budandığı, grevlerin yasaklandığı ve asgari ücretin temel geçim standardı haline getirildiği bilinçli bir siyasal tercihtir. Modern kölelik koşullarını anımsatan bu modelde, sermaye birikimi iş cinayetleri ve yoksulluk üzerinden yükselirken; sosyal devlet, sadaka kültürüyle tasfiye edilmiştir.”
“EMEK, YENİDEN KURUCU BİR SİYASAL ÖZNE OLACAK”
Karasu, çözümün örgütlü mücadele ve yeni bir toplumsal sözleşmeden geçtiğini belirterek, “Bu sömürü sarmalına karşı tek çıkış yolu ve bugün görevimiz; emeği yeniden kurucu bir siyasal özne olarak tanımlamak, sosyal adaleti ve liyakati esas alan yeni bir toplumsal sözleşmeyi hayata geçirmektir” dedi. “Çocukların üretim bantlarında değil okul sıralarında olduğu, emeğin güvenceye kavuştuğu bir Türkiye’yi kuracak iradeye sahibiz” diyen Karasu, “1 Mayıs; Taksim’den ülkemizin her atölyesine uzanan emeğin özgürlük manifestosudur. Yarının Türkiye’sini, bugünden emeğin sarsılmaz gücüyle omuz omuza kuracağız. Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” dedi.
Yorum Yazın