Aliye Timisi Ersever 2 Temmuz Madımak Olayının 31.Yılı nedeniyle TBMM Genel Kurulunda konuştu.Ersever mesajında"31 yıl önce bugün, 2 Temmuz 1993’te 33 canımız, Madımak Oteli'nde acımasızca katledildi. Böylesine büyük bir acıyı anlatmaya kelimeler yetmiyor.
Bu katliam, “Şeriat isteriz, Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak” sloganları arasında ve güvenlik güçlerinin gözleri önünde gerçekleşti.
Oysa bu güzel insanlar, Sivas’a türküleriyle, deyişleriyle, gelmişlerdi.
Adaleti, eşitliği ve sevgiyi anlatan dizeleriyle insanlığa ışık tutan Pir Sultan Abdal’ın yoluna can olmak için gelmişlerdi.
Bilim için sanat için, barış ve kardeşlik için gelmişlerdi.
Geldikleri Sivas’ta, kanımızı donduran bir vahşetin ateşine yenik düştüler.
Madımak'ta kaybettiklerimiz ülkemiz ve dünya edebiyatının en önemli kalemleriydi, yazarlarıydı. Sazıyla sözüyle bizi biz yapan ozanlarımızdı. Geleceğe umutla bakan gençlerimizdi, barışa semah dönen pırıl pırıl çocuklarımızdı.
O güzel insanlar bilemediler celladın bu kadar korkunç ve acımasız olduğunu. Kinden, nefretten ve kötülükten beslendiğini. Tarihin en karanlık katliamlarından birini yapanların gözlerinin bu kadar dönmüş olduğunu bilemediler. Çaresizce yardım beklediler, kurulan planın ne kadar karanlık ve derin olduğunu göremediler.
Gözü dönmüş canilerin hedefi sadece canlarımız değildi elbette, Cumhuriyet devrimleriydi, çağdaş yaşamdı ve Atatürk’tü. Şunu herkes iyi bilsin ki, bu sapkın zihniyet hiçbir zaman hedefine ulaşamayacak. Bizler ozan Hasan Hüseyin’in dediği gibi “Bir gider bin geliriz.”
Değerli Milletvekilleri,
Olay ne kadar karanlıksa, yargı sürecinin de o kadar karanlık olduğunu hep birlikte yaşadık. Yitirdiğimiz canlar otelde kurtarılmayı bekledi, aileler ise yıllarca adaletin yerini bulmasını. Ne canlarımız kurtarıldı ne de aradan geçen 31 yılda adalet yerini buldu.
Adreslerine varıncaya kadar bilinen failler asla adalet önüne çıkartılmadı.
Bazı isimler ise hiç yakalanmadan kaçtı. Yakalandıktan sonra bırakılan ise kayıplara karıştı.
1997'de tahliye edilen iki fail bir daha hiç bulunamadı.
Davanın asli faillerinden 7 kişinin Almanya'ya, 2 kişinin ise Suudi Arabistan'a iltica ettikleri ortaya çıktı, ülkeye getirilmeleri için hiçbir şey yapılmadı.
Vahamet yargılama sürecinde de devam etti.
Mahkeme tarafından "Sivas davası için zamanaşımı" kararı verilmesinin ardından, dönemin Başbakanı “Ülkemiz için hayırlı olsun.” cümlesini kurabildi. İşte bu cümle Madımak faillerinin nasıl korunduğunun açıklamasıdır.
Değerli Milletvekilleri;
"Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir." diyenleri,
Emniyetin yanı başında ikamet eden failleri bulamayanları,
Katilleri sağlık sorunları gerekçesiyle affedenleri unutmadık.
Madımağı insanlık suçu kapsamından çıkaranları.
Madımak davası için zamanaşımı" kararı verenleri unutmadık, unutturmayacağız.
Değerli Milletvekilleri;
Acılarımızı yok sayanlar, Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet değeriyle hesaplaşmak isteyenler şunu bilsinler ki;
Bizim ışığımız “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyen Pir Sultan Abdal’dır.
“Rızkımı veren Hüdadır kula minnet eylemem” diyen Nesimi’dir.
Sivas'ta yakılan Asım Bezirci, Nesimi Çimen’dir.
Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin'dir.
Gülsüm’dür, Uğur’dur, Serkan’dır.

Bu ülkeye adaleti ve güzel günleri biz getireceğiz. Her fırsatta şeriat isteriz diye bağırarak insanların yaşamını, özgürlüğünü tehdit eden zihniyete asla geçit vermeyeceğiz.
Maraş’ı Çorum’u, Madımağı yaşadık. Ne yazık ki bugüne kadar olayların arkasında ki karanlık güç ortaya çıkartılmadı, adalet yerini bulmadı.
Üzülerek ifade etmek gerekir ki yakın tarihimizde toplum vicdanını kanatan, hafızalarda acı izler bırakan çok sayıda siyasal cinayet işlenmiştir. Bu cinayetler Sabahatin Ali gibi eşitlik ve özgürlüğü savunan yazarları, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok gibi düşün ve bilim insanlarını bu ülkenin aydınlarını hedef almıştır.
1980’lerde yaşanan faili meçhullerinde, Ankara Güvenpark, Merasim Sokak, Gar katliamı gibi birçok saldırının hedefinde bu ülkenin birliği var, aydınlık geleceği var, demokrasi var.
Faili meçhuller siyasi cinayet davalarının hemen hemen hepsi, uzun yargılama sonucu toplumun belleklerinde unutturulmaya çalışılmış ve daha sonrasında da zaman aşımına uğratılmıştır.
Eğer bu ülkeye gerçek demokrasinin gelmesini istiyorsak, Madımak ve yaşanan tüm katliamlar bütün yönleriyle tekrar araştırılmalı ve davalar için verilen zaman aşımı kararları kaldırılmalıdır.
Barışı ve kardeşliği güçlendirmek istiyorsak, bu katliamların arkasında hangi güçler varsa korkmadan üzerine gidilmeli, adalet tesis edilmelidir.
Değerli Milletvekilleri;
Daha dün, Gar Katliamı davası da insanlık suçu kapsamına alınmadı, hukukun tüm temel değer ve kavramları yok sayıldı.
Madımak şehitlerimizi saygıyla anıyor buradan bir kez daha haykırıyoruz, Adalet, Adalet, Adalet…"dedi.
Yorum Yazın