DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu’nda söz aldı. Konuşmasında kutuplaşma meselesine değinen Ergin, “Türkiye bugün ekonomik krizle, geçim sıkıntısıyla, dış politikada yaşanan gerilimlerle, Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren meselelerle, yargı alanında yaşanan problemlerle uğraşıyor. Ülkemizin tüm bu sorun alanlarının dışında sinsi ve daha yakıcı bir sorunu var. O da toplumsal kutuplaşma” ifadelerini kullandı.
“Bu sert kutuplaşma ülkemiz için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır”
Ergin, “Bu kutuplaşma; Kurumlarda güven kaybı oluşturdu. TÜİK, RTÜK, EPDK, BDDK, TMSF, HSK gibi kurumlarımız güven oluşturması gereken kurumlar olmasına rağmen maalesef bugün kendileri tartışma konusu haline geldi. Ortak akıl ve uzlaşı arayışları ‘zayıflık’ olarak algılanıyor. Bir ülke uzlaşma kültürünü kaybederse, her seçim referanduma, her kriz varlık-yokluk mücadelesine dönüşüyor. Bu durum sürdürülebilir değildir. Bu tablo ‘güven ve öngörülebilirlik’ çıpasını zayıflatıyor. Ülkemizin risk primi yükseliyor ve ekonomimizi olumsuz etkiliyor” dedi.
“Medyanın önemli bir kısmı artık kamu adına soru sormuyor”
Kutuplaşmanın medya ile ilgili kısmına da değinen Ergin “Bu kamplaşma aynı şekilde ülkenin medyasında da acımasızca yaşanıyor. Medyanın önemli bir kısmı artık kamu adına soru sormuyor; kendi kampı adına pozisyon alıyor. Gerçeğin kendisi değil, işine yarayan versiyonu dolaşıma sokuluyor. Gündem seçimi ideolojik filtrelerden geçiyor. Kendi okurundan ya da izleyicisinden alkış almaya dönük içerik hazırlanıyor. Muhalif olunan tarafın argümanları ya görmezden geliniyor ya da marjinalleştirilerek sunuluyor. Cevap ve düzeltme hakları tam olarak yerine getirilmiyor. Manşetten verilen yalan haberin düzeltmesi iç sayfalarda ve küçültülerek yayımlanıyor. Bugün muhalif medya, iktidar bloğunu destekleyen medyayı haklı bir şekilde eleştiriyor. Ancak muhalif medya eleştirdiği yayın kuruluşlarından daha ilkeli bir duruş sergilemiyor ve etik kurallara uyan bir çizgi ortaya koyamıyor. Bu tablo topyekûn basın yayın kuruluşlarına olan güveni aşağıya çekiyor.
“Türkiye’nin asıl sorunu farklı düşünmek değildir. Sorun, farklı düşünenle ‘birlikte yaşama iradesinin’ zayıflamasıdır”
Ergin, kutuplaşmanın önlenmesi için yapılması gerekenleri de sıraladı. “Kutuplaşma kısa vadede kazandırıyor gibi görülebilir. Ama uzun vadede herkesi yoruyor, kurumları aşındırıyor, ülkeyi daha kırılgan hale getiriyor. Bu olumsuzlukları önlemek için şu adımların atılması gerektiğini düşünüyoruz;
İlk adım; güven ve öngörülebilirliğin artırılması gerekiyor. Bunun için: Hukukun üstünlüğünü önceleyen zihinsel bir dönüşüme acil ihtiyaç var. Yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı en kısa sürede inşa edilmelidir ve bu durumun vatandaş tarafından görülüp algılanması da en az inşası kadar önemlidir. Demokratik istikrarın temeli güvendir. Güvenin temeli ise kural bazlı ve hukuka uygun çalışan bir kamu idaresidir. Kamu ihaleleri, atamalar ve kamu harcamalarında şeffaflık mutlaka sağlanmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin denetim fonksiyonu güçlendirilmeli, yürütme ile yargı arasındaki ilişkiler kuvvetler ayrılığı ilkesi çerçevesinde işlemelidir.
İkinci adım; siyasi iletişimde makul bir dil oluşması önemli. Siyasetteki sert dil seçmen kitleleri arasındaki gerilimi büyütmektedir. Hakaret etmeden, bağırıp çağırmadan, kırıp dökmeden de siyaset yapılabileceğinin gösterilmesi gerekir. Meclis Komisyonlarında ve Genel Kurul çalışmalarında iktidar ile muhalefetin ortaklaşabileceği alanların artırılması önemlidir. Siyasi Partilerin ve Genel Başkanların periyodik olarak iletişim içerisinde olması siyaset dilinin ehlileşmesine önemli katkı sağlayacaktır.
Üçüncü adım; gelir dağılımında adaletin sağlanması. Ekonomik kırılganlık arttıkça siyasal öfke büyümektedir. Vergi kanunlarında gelir dağılımını iyileştirecek düzenlemeler yapılmalı. Genç işsizliğini azaltacak üretim ve teknoloji odaklı yatırımların önü açılmalı. Alt-orta gelir grubu asgari geçim desteği ile desteklenmeli. Enflasyonla mücadelede güvenilir bir politika uygulayarak enflasyonun düşmesi sağlanmalıdır. Bu adımlar alt-orta gelir grubunda olanların güçlenmesine yardımcı olacaktır. Güçlü bir orta sınıf, siyasette radikal savrulmaları azaltacaktır.”
“Toplumsal dayanışmamızı arttırmalıyız”
Sadullah Ergin, Buraya kadar sıraladıklarım kısa vadeli bir iyileşme formülü için değil; orta ve uzun vadeli bir demokratik kültür inşası için gerekli adımlardır. Dünyada yaşananlar ve bölgemizde artan güvenlik riskleri karşısında, toplumsal dayanışmamızı arttırmalıyız. Türkiye’nin bölgesine ve dünyaya güven veren güçlü bir ülke konumuna gelmesi, demokratik bir hukuk devleti olmasıyla mümkün olacaktır” diyerek sözlerini noktaladı.
Konuşmanın tamamı:
https://drive.google.com/drive/folders/1OeUHKaRHBZCx1DX9XaY3e4HUWTEQATlv?usp=share_link
Yorum yazarak
topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorum Yazın