Genel

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: “Türkiye susarsa zulüm büyür ama zulme karşı tek yürek, tek ses olursak işte o zaman tarih değişir”

|
14 Görüntüleme
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grubunda yaptığı konuşmada dış politikadaki gerilimler, Lübnan ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, tarımda derinleşen kriz, çiftçinin ve esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntılar ile sanal kumar ve bahis tehdidi gibi konulara değindi.

Ali Babacan, yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’nin hem bölgede barış ve hukuk temelinde güçlü bir tutum alması hem de içeride üreticiyi, esnafı ve dar gelirliyi koruyan bir anlayışa dönmesi gerektiğini vurguladı. Tarımda üreticinin yalnız bırakıldığını ve bütçenin üretim yerine faize göre şekillendirildiğini dikkat çeken Babacan; sanal kumar ve bahise de değinerek, iktidarın gençleri ve aileleri ağır bir yıkımla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Ali Babacan, şunları söyledi:

“İsrail'in tek derdi nüfuz alanını genişletmek, işgal altında tuttuğu toprakları genişletmek ve ilhak arkasına ilhak gerçekleştirmek”
Ali Babacan, İsrail’in bölgedeki askeri stratejisine ve artan gerilime değinerek şunları söyledi: “Pakistan'da yapılan ilk tur görüşmeler sonuç vermedi. Görüşmelerde en önemli konuların başında İran'ın nükleer programı vardı. İran üzerindeki devam eden yoğun yaptırımlar vardı. İran'ın bölgedeki vekilleri üzerinden yürüttüğü operasyonlar ve bölgesel güvenlik meseleleri vardı. Fakat şunu unutmayalım ki bu görüşmeler, bu ateşkes ve kalıcı barış arayışı sadece İran'la ilgili bir konu değil arkadaşlar. Meselede Lübnan da var. Bugün Lübnan çok ciddi bir iç kırılmanın eşiğine gelmiş durumda. Lübnan topyekûn bir çöküşün eşiğine gelmiş durumda. Ve Allah korusun, Suriye'nin de bu Lübnan'da oluşacak girdabın içine çekilmesi tehlikesi oluşmuş durumda. İsrail'in tek derdi nüfuz alanını genişletmek, işgal altında tuttuğu toprakları genişletmek ve ilhak arkasına ilhak gerçekleştirmek. Metotları bunların belli artık, klasik. Önce işgal ediyorlar, çevreyi, bölgeyi bir alıştırıyorlar, arkasından da 'İlhak ettik, burası bizim oldu.' deyiveriyorlar. Aynı Golan Tepelerini Suriye'de yaptıkları gibi, ki Şam'a 20 kilometreye kadar yaklaştılar biliyorsunuz. Şimdi de Lübnan'ın güneyini işgal. Bir süre sonra diyecekler ki 'İlhak ettik, burası bizim.'”

“Türkiye susarsa zulüm büyür ama zulme karşı tek yürek, tek ses olursak işte o zaman tarih değişir”
“Şu anda aslında İran'la ilgili ve bölgeyle ilgili pek çok ülkenin yapmak istediği bir kontrollü gerilim stratejisi. Gerilimi tutalım, ipleri sürekli gergin tutalım, arada bir silahlar konuşsun ve nihayetinde amacımıza ulaşalım. Şu anda maalesef pek çok ülkenin stratejisi bu. Halbuki herkes bütün bölgede kontrollü gerilimi değil, kalıcı istikrarı hedeflemelidir. Adı ister İran olsun, Lübnan olsun, Gazze olsun, Hürmüz olsun fark etmez; askeri üstünlüğe dayalı değil, bölgesel dengeleri koruyan, uluslararası hukuka uygun çözümler hep beraber aramamız lazım. Çünkü biliyoruz ki arkadaşlar, biz susarsak, Türkiye susarsa zulüm büyür. Ama zulme karşı tek yürek, tek ses olursak işte o zaman tarih değişir.”

“Türkiye bu bölgede de dünyada da ‘önce insan’ demelidir”
“Türkiye bu bölgede de dünyada da ‘önce insan’ demelidir. Sivillerin, kadınların, çocukların korunması hangi konu olursa olsun esastır. Kalıcı ateşkesin sağlanması ve nihayetinde nihai bir barış anlaşmasının yapılması İran'la ilgili ve daha geniş bölgeyle ilgili son derece önemli olacaktır. Düsturumuz, ilkemiz her zaman için uluslararası hukuk olmalıdır. Eğer uluslararası hukuk diye bir şey varsa, zamanında milyonlarca insanın öldüğü savaşlardan sonra ülkeler bir araya gelip akitleştiyse, koca koca belgelerin altına bütün bu ülkeler imzalarını attıysa herkes bu imzasının arkasında, sözünün arkasında durmalıdır ve hiçbir ülkenin ne egemenlik hakkına ne de toprak bütünlüğüne göz dikilmemelidir. Bugün adı Suriye olur, adı Lübnan olur, yarın Allah korusun başka ülkeler olur, Türkiye olur.”

“Çiftçimiz yalnız, esnafımız yalnız, KOBİ'miz, sanayicimiz yalnız”
Konuşmasında çiftçinin yaşadığı zorluklara da değinen Babacan, üreticilerin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını vurgulayarak şunları ifade etti: “Geçtiğimiz gün cumartesi günü Konya'daydım. Tarım Fuarı'ndaydım. Çiftçilerimizle buluştuk, üreticilerimizle konuştuk, sorunlarını dinledik, dertlerini paylaştık. En önemlisi ise bu sorunları nasıl çözeceğimizi kendileriyle anlattık, istişare ettik. Bir genç geldi yanıma. Dedi ki '24 yaşındayım. Üniversiteyi bitirdim ve baba mesleği olan çiftçiliği yapıyorum. Çiftçiliğe devam etmek istiyorum.' Kendisini tebrik ettim. Çünkü bu ülkede üretmeye devam etmek gerçekten büyük bir emek ve büyük bir direnç istiyor bugün. Gençler hızla tarımdan, topraktan uzaklaşıyor. Fuar boyunca sohbet ettiğimiz üreticiler, çiftçiler hemen hemen hep aynı şeyi söyledi: 'Biz üretmek istiyoruz ama maliyetler çok yüksek. Gübre pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı. Emek veriyoruz ama kazanamıyoruz. Zarar ediyoruz. Ne kadar çok üretirsek o kadar çok zarar ediyoruz.' Bu ülkede insanlar çalışıyor. Bu ülkede insanlar üretiyor. Toplumumuz çalışkan bir toplum. Ancak sistem üreteni desteklemiyor, emek karşılığını alamıyor, üretici korunmuyor. Şu anda devletin en önemli teşviği eğer imkanın varsa, paran varsa yatır faize, bir kenara git yat, gerisini düşünme. Şu anda teşvik tamamen bundan yana. Çiftçimiz yalnız, esnafımız yalnız, KOBİ'miz, sanayicimiz yalnız.”

“Üretimin tam da merkezinde olması gereken çiftçilerimiz, üretimin asli unsurları şu anda üretimden kopmanın eşiğinde”
“Üretimin tam da merkezinde olan, olması gereken çiftçilerimiz, yani üretimin asli unsurları şu anda üretimden kopmanın eşiğinde. Bakın tarım fuarı, tarım makinaları fuarındaydık. Kalabalık var, insanlar giriyor çıkıyor ama alışveriş çok çok düşmüş durumda. Rakamlar söylüyorum. Türkiye'deki tescil edilen, yani iç piyasada satılıp plaka takılan traktör sayısı: 2023'te 77 bin, 2024'te 63 bin, 2025'te 40 bin. 77, 63, 40. 3 yıl rakamlar arka arkaya düşerek devam ediyor ve 2025'te satılan traktör sayısı 2 yıl öncesinin neredeyse yarısı. Bir de bu seneye bakalım. Ocak-şubat istatistikleri yayınlandı. Geçen sene zaten yarı yarıya düşmüştü ya 2 yıl önceye göre 2025'te. 2025'in ocak-şubat toplam satış 6 bin 546. Bu yılın ocak-şubat 2 bin 895. Bakın bu yılın ilk 2 ayında zaten yarıya düşmüş rakamın da yarıya düşmüş traktör satışı. Herhalde bu rakam çiftçilerimizin içinde bulunduğu durumu, halini çok çok iyi anlatıyor bize. Ve bu tablo bakın tesadüf falan değil. Bu tablo yıllardır ihmal edilen tarımın ve yanlış bütçe tercihlerinin, üreticiden kopmuş bir yönetim anlayışının sonucu.”

“Türkiye'de tarım ve hayvancılık iktidarın etrafına çöreklenmiş bir ithalat şebekesinin saldırısı altında”
“Türkiye'de tarım ve hayvancılık iktidarın etrafına çöreklenmiş bir ithalat şebekesinin saldırısı altında arkadaşlar. Asıl özü bu. Çiftçi, üreten şikayetçi ama ithalatçılardan şikayet duydunuz mu? 'Ya şu ülkeden şu kadar et ithal ettik, bu kadar zarar ettik arkadaş' diyen var mı? 'Şuradan bu kadar canlı hayvan getirdim ama zarar ettim, battım' diyen var mı? 'Mısır ithal ettim, zarar ettim' diyen var mı? Onların keyfi yerinde. Çünkü bugün tarım ürünü ithal eden, hayvan ithal eden, et ithal eden kim var kim yoksa şu anda ülkeyi yönetenlere bir cep telefonu uzaklığında. Hemen etrafında ülkeyi yönetenlerin. Çok uzak değiller. İthalatı yapanın yüzü gülüyor. Tarlada alın teri dökenler perişan. Sebep belli. Sebep şu anda iktidarın etrafına çöreklenmiş menfaat şebekeleri ve iktidarla o menfaat şebekeleri arasındaki al ver ilişkileri.”

“Çiftçimizin girdi maliyetleri düşürülmeden tarım ayağa kalkmayacak”
“Tarımda ne yapmak lazım tarımda? Derhal ama derhal bakın çiftçimizin üzerindeki borç yükünün anında kaldırılması lazım. İnanın bir gecelik karardır yani. Çok kolay yani. Diyeceksiniz ki ister Ziraat Bankası olsun, ister Çiftçi Kredisi olsun diğer bankalara diyeceksiniz ki 'Arkadaşlar hemen yeniden yapılandırın. 1 yıl ödemesiz 3 yıla yayın şu borcu önce bir. Çiftçinin üzerinden yükü bir alın.' Hem de yeniden yapılandırırken öyle faiz falan değil, gerçek enflasyon matematiğiyle bunu yapın. Zulüm üstüne zulüm eklemeyin ve üretime devam etmesi için üzerine ilave finansman imkânı sağlayın ki çiftçimiz tohumunu alsın, gübresini alsın, ekipmanını, teknolojiye yatırım yapsın ve uygun şartlarda bunun finansmanını mutlaka çiftçimiz elde etsin. Çiftçimizin girdi maliyetleri düşürülmeden tarım ayağa kalkmayacak arkadaşlar, mümkün değil.”

“Büyüklerden vergi toplayamıyorlar, küçük esnafın boğazına sarılıyorlar”
Konuşmasında esnafın yaşadığı ekonomik baskıya, vergi politikalarındaki adaletsizliğe de dikkat çeken Babacan, özellikle küçük esnafın giderek artan bir yük altında ezildiğini ve büyük sermayeye karşı korunamadığını vurgulayarak şunları ifade etti: “Sadece çiftçilerimiz değil bugün bakın esnafımız da büyük bir sıkıntı içerisinde. İşte biraz önce Çorumlu esnaf kardeşimizi dinledik. Bugün Türkiye'de kim doğruyu söylese hemen hapis cezası. Esnaf konuşuyor, hapse. Sanayicilerin derneğinin başkanı, Yüksek İstişare Kurulu Başkanı konuşuyor, hemen hapis cezası alıyor. Gerçekleri konuşanı eğer siz susturursanız bu ülkenin sorunlarını çözemezsiniz. Bakın taksici esnafımız. Dün beraberdik. Taksicilere şimdi birinci sınıf defter zorunluluğu getirdiler. Ödeme kaydedici cihaz takacaklarmış her taksiye. Oradan işte hasılat takip edeceklermiş de şuymuş da buymuş da. Ya bir taksinin zaten topla topla topla aylık hasılatı nedir ki? Yani oraya cihaz taksan da takmasan da zaten şimdi Ankara, İstanbul, İzmir, Kayseri, 8-10 tane şehirde çağır taksi durak başkanlarını sor, onlar zaten sana söyleyecektir. Öyle taksimetreyi ölçmeyle falan gerek yok. Türkiye ortalaması belli. Yoksa o taksiye para bağlar mı yoksa taksicilik yapar mı adam? Bunlarla ne uğraşıyorsunuz Allah aşkına ya? Büyüklerden vergi toplayamıyorlar, küçük esnafın boğazına sarılıyorlar para para diye. Çünkü niye? Niye biliyor musunuz niye? Çünkü Mehmet Şimşek'in büyüklere gücü yetmiyor. ‘Büyüklerin arkasında koruyanı var, kollayanı var. Ne var ne yoksa küçükler’ diyor.”

“Cumhurbaşkanı ekonomi ile anılmak istemiyor”
“Üç yıldır yüksek ve yüksek enflasyon ve yüksek faiz dönemini yaşıyoruz değil mi? Üç yıl oldu.  Cumhurbaşkanı bir ekonomi toplantısı yaptı. Tarafları geldi dinledi. Ekonomi toplantısına başkanlık yaptı. Duydunuz mu?  Yok. Anayasanın gereği olan Ekonomik ve Sosyal Konsey en son ne zaman toplandı? Anayasal gereklilik yok. Çünkü şu anda cumhurbaşkanı ekonomi ile anılmak istemiyor. Ekonomi iyiyken ne diyordu? Benim alanım ekonomi. Ben ekonomistim diyordu.  Ekonomi iyiyken bunu diyordu. Peki şimdi niye demiyor?  Çünkü sorumluluğu tamamen Maliye Bakanı'nın sırtına yükleyip bu işten sıyrılmak istiyor. Günü geldiğinde diyecek ki yapamadı. Ben de şöyle yapıyorum, böyle yapıyorum, değiştiriyorum.  Sorumluluktan kaçıyor bakın. Sokağın sesini duymuyor, vatandaşın çığlığını hissetmiyor.”

“Sanal kumarın ve sanal bahisin resmen oynatılmaya başlamasına niçin izin verdiniz?”
Konuşmasında sanal kumar ve bahis düzenine de sert eleştiriler yönelten Babacan, sanal kumar ve bahisin gençler ve toplum üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: “Şimdi size iki cümle okumak istiyorum. 'Akıllı telefonların yaygınlaşmasına paralel olarak özellikle sanal kumar bağımlılarının sayısı artmaktadır. Sanal bahis, şans oyunu ve kumar bağımlılığı ciddi bir sorun haline gelmeye başlamıştır.' Bu iki cümleyi söyleyen kim? Ülkenin cumhurbaşkanı. Ne zaman söylemiş? İki gün önce. Pazartesi günü. Ben kendisine buradan tekrar sormak istiyorum. Madem bu büyük bir sorun, sanal kumarın ve sanal bahisin resmen oynatılmaya başlamasına niçin izin verdiniz? Türkiye'de henüz sanal bahis ve sanal kumar diye bir şey yokken 6 tane sanal bahis firmasına ve 1 tane sanal kumar firmasına niye lisans verdiniz o tek imzayla? Bu bağımlılığın artmasının sorumlusu kim?”

“Ey AK Parti yönetimindekiler! İçinizde vicdan sahibi kimse kalmadı mı ya?”
Konuşmasında iktidara ve özellikle AK Parti yönetimine doğrudan çağrıda bulunan Babacan, sanal kumar ve bahis politikalarına yönelik sessizliğe tepki göstererek şunları ifade etti: “Sanal kumar, sanal bahisin reklamı da yapılıyor şu anda Türkiye'de ve serbest. Bunun vebalinden hiç korkmuyorlar mı ya? Buradan ben hem Sayın Erdoğan'a sesleniyorum ama özellikle de şu AK Parti yönetimindeki arkadaşlara seslenmek istiyorum. Ey AK Parti yönetimindekiler! İçinizde vicdan sahibi kimse kalmadı mı ya? Çıkıp da tek bir kişi şunu söyleyemiyor. 'Ya reis, bu iş yanlış oldu. Gençler perişan, aileler perişan. Gel vazgeçelim bu işten' diyebilecek bir Allah'ın kulu kalmadı mı? Bu kadar mı korkuyorsunuz ya? Ya da bu kadar mı büyük menfaat var ki sessiz duruyorsunuz?”

Babacan'dan Cumhurbaşkanı'na çağrı: Bu gece çekin fişi bitirin bu işi
"Her cep telefonunun içinde yüzlerce kumar makinesi var şu anda. Ve dikkat edin bu, ülkenin cumhurbaşkanının verdiği izinle, lisansla başladı bu ülkede. Kimse kimseyi aldatmasın. Buradan yine yeniden Tayyip Bey'e çağrımdır. Gelin vazgeçin bu işten. Sanal kumarın da sanal bahsin de lisanslarını kaldırın. Bu hemen şu anda mümkün. Bu gece mümkün. Kararnameler gece çıkıyor ya, bu gece saat 00.00’da çekin fişi, bitirin şu işi. "

 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.