Genel

Günah Keçisi COVİD-19 Mu Yoksa Aşılar Mı ?

|
11 Görüntüleme
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Ada, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Kalp ve damar hastalıklarının hem Türkiye’de hem de dünyada en önemli sağlık sorunlarının başında geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Ada, bu hastalıkların günümüzde hâlen birinci sıradaki ölüm nedeni olduğunu belirterek, bu nedenle toplumun kalp sağlığı konusunda bilinçli ve dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
Risk Faktörlerini İkiye Ayırıyoruz: Değiştirilebilen ve Değiştirilemeyen

Kalp sağlığını etkileyen risk faktörlerini iki grupta değerlendirdiklerini söyleyen Prof. Dr. Ada, “Kalp sağlığımızı korumak için aslında iki faktör var, biz bunları şöyle sınıflandırıyoruz: Birincisi değiştirilebilen faktörler, bir de değiştirilemeyen faktörler. Esasen bizim hepimizin dikkat etmesi, odaklanması gereken nokta değiştirilebilen faktörlerdir. Çünkü değiştirilemeyen faktörler dediğimiz şeyler genetik yatkınlık, cinsiyet ve yaş gibi unsurlardır. Bunlar değiştirilemeyen faktörlerdir; isteseniz de değiştiremezsiniz. İleri yaş, ailede kalp ve damar rahatsızlıklarının bulunması, genetik yatkınlık gibi durumlar riski artırır. Ayrıca yaşa bağlı olarak özellikle kadınlarda menopoz sonrası, erkeklerde ise 50 yaş sonrası kalp rahatsızlıklarının arttığı bilinen bir gerçektir. Bunları değiştiremiyoruz ancak değiştirilebilen faktörler üzerine hepimizin odaklanması lazım. Nedir bu faktörler dediğimizde, bunların en başında sigara geliyor. Bunun yanında spor ve egzersiz, özellikle diyabet hastalarında diyabetin kontrol altına alınması gibi unsurlar da değiştirilebilen faktörler arasında yer alır. Ayrıca beslenmeye dikkat etmek de büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.


Sağlıklı Beslenme ve Yaşam Tarzı
Fast food ve paketli gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ada, aşırı tuzlu ve yağlı besinlerin kalp sağlığı için risk oluşturduğunu ifade etti. Beslenmede dengeye dikkat çekerek, sebze, meyve, et ve diğer besin gruplarının dengeli şekilde tüketilmesi gerektiğini belirtti.
Spor, Kalp ve Damar Sağlığı İçin Büyük Önem Taşıyor
Sporun kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkilerinden bahseden Prof. Dr. Ada, “Özellikle zorlayıcı sporlardan kaçınılması gerekiyor. Belli bir yaşın veya belli bir bünyenin dışında, ‘ben spor yapacağım’ diye kendini zorlamak doğru değil. Bu birincisi. İkincisi, ‘ben spor yapamıyorum, yürüyemiyorum’ gibi çeşitli bahanelerin arkasına sığınmadan en azından gün içinde ev içi egzersizler tarzında hareket etmek çok önemli. Hareket etmek, damar ve kalp hastalıklarını azalttığı bilinen bir gerçektir. Hareketsiz yaşam; obeziteye, kas ve eklemlerin zayıflamasına ve dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlar. Bu yüzden spor çok önemlidir.” dedi.

Stres ve Uyku Düzeni Kalp Sağlığını Doğrudan Etkiliyor
Stres ve uykunun kalp ve damar rahatsızlıklarını etkileyen bilinen faktörler arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Ada, “Stres dediğimiz şeyde aslında iki türlü değerlendirme yapıyoruz; birincisi psikojenik stres, ikincisi vücudun mekanik stresleri. Mekanik stresler olduğu kadar psikolojik stresler de gerçekten kalp ve damar rahatsızlıklarına zemin hazırlayan, mevcut hastalıkların da artmasına neden olan bir faktördür. Ani kötü haber, ani heyecan, korku ve panik gibi durumlarda vücutta bazı hormonlar birdenbire artıyor. Bu durum damarların büzülmesine yani spazm dediğimiz tabloya ya da trombüs (kan pıhtısı) gibi ani gelişebilecek durumlara zemin hazırlayabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle daha az stresli bir yaşam tarzının tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ada, bireylerin kendilerine meşgale edinerek hobi ve benzeri rahatlatıcı aktivitelere yönelmelerinin stres düzeyini azaltmada önemli rol oynadığını belirtti. Uyku düzenine de değinen Prof. Dr. Ada, her yaş grubunda uyku ihtiyacının farklılık gösterebildiğini, kişinin kendini dinç hissetmesinin yeterli uykuyu aldığının önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Uyku düzensizliklerinin özellikle gece çalışan meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Ada, “Doktorlar, hemşireler, polisler gibi gece de uyanık kalmak zorunda olan meslek gruplarında kalp ve damar rahatsızlıklarının arttığını biliyoruz. Bu gruplarda stres yükü de fazla olduğu için risk daha da yükselmektedir.” dedi.
Radyasyon Dikkate Alınmalı
Elektronik cihazların yaydığı radyasyonun uzun vadede vücut üzerinde etkileri olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Ada, bunun tamamen yaşamdan çıkarılması değil ancak kontrollü kullanım anlamına geldiğini belirterek, kalp pili olan hastaların özellikle bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini sözlerine ekledi.
COVİD-19 Damar İç Yüzeyini Etkileyebilen Bir Virüstür
COVID-19’un damar iç yüzeyini etkileyebilen bir virüs olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ada, pandeminin kalp ve damar hastalıkları üzerindeki etkilerinin yalnızca başlangıç döneminde değil, ilerleyen süreçte ve günümüzde de görülmeye devam ettiğini söyledi.
Toplumda ve dünyada “kalp hastalıklarının büyük kısmının COVID-19 aşılarına bağlı olduğu” yönünde yanlış bir algı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ada, bu düşüncenin bilimsel verilerle örtüşmediğini vurguladı.
COVID-19’un kendisinin damar iç yüzeyine, yani endotele tutunabilen bir virüs olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ada, “Daha önce enfeksiyon geçiren ya da günümüzde enfeksiyonla karşılaşan kişilerde damar iç yüzeyinde ve kalp dokusunda bu virüsün etkileri görülebiliyor. Bu durum trombüs dediğimiz damar içi pıhtı oluşumuna yatkınlığı artırabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu etkinin hem aşılı hem de aşısız kişilerde görülebildiğini dile getiren Prof. Dr. Ada, buna karşın aşılı bireylerde pıhtı görülme oranlarının daha düşük olduğuna dair çok sayıda bilimsel çalışma bulunduğunu aktardı.
Pandemi sürecinin üzerinden yaklaşık 5-6 yıl geçtiğini ve bu konuda geniş veri setlerinin oluştuğunu hatırlatan Prof. Dr. Ada, “1 milyondan fazla kişiyi kapsayan çalışmalarda aşının trombüs riskini artırdığına dair herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Aksine aşısız gruplarda kalp ve damar pıhtılarına daha sık rastlanmaktadır.” bilgisini paylaştı.
Yanlış algılara da değinen Prof. Dr. Ada, “Bu tür durumlarda genellikle bir günah keçisi aranıyor. Burada ilginç olan, aslında sorumlu olan COVID-19 iken suçlamaların aşıya yönelmesidir. Oysa bilimsel veriler bunun tam tersini göstermektedir.” ifadelerini kullandı.
Bölgemizde Güçlü Bir Kalp Merkeziyiz
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Kalp Merkezi’nin güçlü bir ekip yapısıyla çalıştığını belirten Prof. Dr. Ada, “Bizim binamızda kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi ekipleri birlikte, 7/24 esasına göre büyük bir uyum içinde çalışmaktadır. Kliniğimiz kalp damar cerrahisi alanında önemli işlere imza atıyor; yalnızca Sivas’a değil bölgemize de hizmet vererek özellikle akut ve ağır hastalarda başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Artık bölgede fark edilen bir merkez konumundayız. Hedefimiz ise bununla sınırlı değil; önce ülkemizde, ardından da dünyada örnek gösterilen ve referans alınan bir merkez olmak. Uzun vadede Sivas’ın yanı sıra uluslararası düzeyde marka bir sağlık merkezi haline gelmek için ekip olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.



 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.