Genel

MEMEDEKİ HER DEĞİŞİKLİK KANSER DEĞİL, ANCAK GÖZ ARDI EDİLMEMESİ GEREKİYOR

|
27 Görüntüleme
Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, erken dönemde tespit edildiğinde tedavi başarısının önemli ölçüde artabildiği hastalıklar arasında yer alıyor. Memede ele gelen her kitlenin kanser anlamına gelmediğini belirten Medicana Sağlık Grubu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Özden, buna rağmen meme ve koltuk altında fark edilen olağandışı değişikliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Meme kanserinin, süt bezlerini veya süt kanallarını döşeyen hücrelerin anormal şekilde büyümesi ve kontrol dışı çoğalması sonucunda geliştiğini ifade eden Medicana Sivas Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Özden “Meme kanserinde en sık karşılaşılan bulgu memede ağrısız bir kitlenin fark edilmesidir. Bunun yanında ağrılı kitle, meme başından akıntı, meme başında çekilme, ciltte kalınlaşma veya renk değişikliği, şişlik ve portakal kabuğu görünümü gibi belirtiler de görülebilir. Ancak bu bulguların her biri farklı nedenlerden kaynaklanabileceği için kesin bir değerlendirme yapılmadan kanser tanısı düşünülmemelidir. Önemli olan, normalden farklı bir değişiklik fark edildiğinde bunu ertelememektir” dedi.
İki haftadan uzun süren sertliklere dikkat
Meme veya koltuk altında fark edilen sertliğin uzun süre devam etmesinin değerlendirilmesi gereken durumlardan biri olduğunu belirten Özden, özellikle iki haftadan uzun süren meme veya koltuk altındaki sertliklerin, meme başı ya da derisinde çekilme ve çökme, meme şeklinde değişiklik, meme başından kanlı veya bulanık akıntı, meme başlarının pozisyonunda değişiklik, meme derisinde kalınlaşma ve şişme gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Özden, “Kadınların kendi bedenlerini tanımaları ve memelerinde meydana gelen değişiklikleri fark edebilmeleri son derece önemli. Özellikle daha önce olmayan bir değişikliğin ortaya çıkması durumunda, bunun kendiliğinden geçmesini beklemek yerine bir hekime başvurulması tanı sürecinin doğru şekilde yürütülmesini sağlar.” ifadelerini kullandı.

Risk faktörleri göz ardı edilmemeli
Meme kanseri riskinin yaşla birlikte artabildiğini belirten Doç. Dr. Hüseyin Özden; daha önce meme kanseri geçirmiş olmak, ailede meme kanseri öyküsünün bulunması, erken adet görme, geç menopoz, uzun süre hormon ilaçları kullanımı, hiç veya kısa süre emzirme, ilk doğumun 30 yaşından sonra gerçekleşmesi, obezite, alkol ve sigara kullanımı ile radyasyona maruz kalmanın risk açısından değerlendirilmesi gereken faktörler arasında yer aldığını ifade etti. Bununla birlikte risk faktörlerinin bulunmasının kesin olarak meme kanseri gelişeceği anlamına gelmediğini belirten Özden, düzenli kontrollerin ve kişiye uygun tarama programlarının önemine dikkat çekti.

Tanıda farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılıyor
Meme kanserinin tanı sürecinde hekim değerlendirmesinin yanı sıra farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabildiğini belirten Doç. Dr. Hüseyin Özden, ultrasonografi, mamografi, MR mamografi ve renkli Doppler gibi yöntemlerin yanı sıra gerekli durumlarda biyopsi yöntemlerinin de kullanılabildiğini aktardı. Özden, hangi yöntemin kullanılacağının kişinin yaşı, muayene bulguları ve klinik değerlendirme doğrultusunda belirlenmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Tedavi, hastalığın özelliklerine göre planlanıyor
Meme kanserinde tedavinin tek tip olmadığını ifade eden Özden, tümörün boyutu, sayısı, patolojik özellikleri, bulunduğu bölge ile koltuk altı veya uzak organlara yayılım gibi faktörlerin tedavi planlamasında dikkate alındığını söyledi. Hastanın durumuna göre cerrahi tedaviler, kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavisi gibi farklı tedavi seçeneklerinin kullanılabildiğini belirten Özden, tedavi planının hastalığın özelliklerine ve hastanın durumuna göre multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Erken evrede yakalanan meme kanserinde tedavi başarısı daha yüksek
Meme kanserinde tedavi başarısını etkileyen en önemli faktörlerden birinin hastalığın erken evrede tespit edilmesi olduğunu belirten Doç. Dr. Hüseyin Özden, “Erken tanı, meme kanserinde tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi ve hastalığın yönetimi açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle kadınların düzenli kontrollerini yaptırmaları ve memelerinde fark ettikleri değişiklikleri gecikmeden hekimle paylaşmaları gerekiyor.” dedi.
 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.