DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Ortadoğu’da süren savaşın enerji ve tarım maliyetleri üzerinden ekonomiye yansıyan etkilerine dikkat çekti. Tarladan sofraya kadar üretimin her halkasında maliyetlerin ağırlaştığını vurgulayan Karal, “Savaşın başladığı günden bu yana mazot fiyatları, son zamla birlikte yaklaşık yüzde 30 arttı. Bu sürecin yükü ne vatandaşa ne de üreticiye bırakılabilir. Devlet, tam da bugünlerde gücünü ve şefkatini göstermeli; çiftçiyi ayakta tutacak, üretimi sürdürecek ve vatandaşın alım gücünü koruyacak adımları vakit kaybetmeden atmalıdır” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, İran-İsrail hattında başlayan çatışmaların Türkiye ekonomisine yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Savaşın ilk günlerinden itibaren petrol ve enerji fiyatlarında yaşanan artışın, başta mazot ve gübre olmak üzere temel üretim girdilerini doğrudan etkilediğini belirten Karal, özellikle tarım sektöründe ciddi maliyet baskısı oluştuğuna dikkat çekti.
“Mazota 25 günde yüzde 30’a yakın zam geldi”
Gübre fiyatlarının kısa sürede katlandığını hatırlatan Karal, üre gübresinin ton fiyatının son bir ayda 21-25 bin liradan 34-35 bin liraya yükseldiğini ifade etti. Mazotta da benzer bir tablo yaşandığını vurgulayan Karal, “Savaş başladığında mazot 61 liraydı. Bugün gelen zamlarla birlikte 78 lirayı aştı, 80 liraya dayandı. Bu, sadece 25 günde yaklaşık yüzde 30’luk bir artış anlamına geliyor. Çiftçi bugün hem tarlasını sürecek mazotu hem de ürününü büyütecek gübreyi almakta zorlanıyor” dedi.
Artan maliyetlerin yalnızca üreticiyi değil, doğrudan tüketiciyi de etkilediğini belirten Karal, “Enerji ve tarım girdilerindeki her artış, kısa sürede pazardaki fiyatlara yansıyor. Lojistikten sanayiye, üretimden raflara kadar tüm süreçler bu maliyet artışından etkileniyor. Bahar aylarıyla birlikte üretimin hızlanacağı bir döneme giriyoruz. Bugün tam olarak hissedilmeyen etki, yarın vatandaşın sofrasına çok daha ağır şekilde yansıyacaktır” ifadelerini kullandı.
“Dünyada örnekler var, Türkiye de yapabilir”
Tarımda sürdürülebilirliğin ciddi risk altında olduğunu vurgulayan Karal, çiftçinin üretimden çekilmesinin uzun vadede daha büyük krizlere yol açacağı uyarısında bulundu. Mevcut desteklerin yetersiz kaldığını ve ödemelerdeki gecikmelerin üreticiyi daha da zorladığını belirten Karal, şöyle konuştu:“Çiftçi ek destek beklerken, geçmiş yılın desteklerini bile zamanında alamıyor. Bu şartlarda üretimin devam etmesini beklemek gerçekçi değil. Devlet acilen devreye girmeli; hem mevcut destekleri hızla ödemeli hem de yeni destek mekanizmalarını hayata geçirmelidir. Dünyada benzer krizlerde üreticiyi koruyan politikalar uygulanıyor. Enerji ve gübre maliyetleri arttığında devletler doğrudan destek veriyor, vergileri düşürüyor, maliyetleri sübvanse ediyor. Türkiye de bu yönde adım atmalıdır. Bugün yapılması gereken açıktır: Mazot ve gübre destekleri artırılmalı, vergi yükü geçici olarak hafifletilmeli, geciken ödemeler derhal yapılmalı, fırsatçılığa karşı denetimler sıkılaştırılmalıdır. Üreticiyi koruyan, vatandaşı ezdirmeyen bir anlayış şarttır. Devlet, zor zamanlarda gücünü ve şefkatini hissettirmeli; kısacası babalığını göstermelidir.”
Yorum Yazın