Genel

TÜRKİYE’NİN GERÇEĞİ İŞSİZLİK, GÜVENCESİZLİK VE GELECEKSİZLİKTİR. HAYIRLI OLSUN, ERDOĞAN UHDESİNDEKİ İŞSİZLİK FONU!

|
13 Görüntüleme
Cumhuriyet Halk Partisi seçilmiş Genel Başkan Yardımcısı Sivas Milletvekili Ulaş Karasu AKP iktidarı ve onun kullanışlı aparatları ne kadar pembe tablolar çizmeye çalışırsa çalışsın, Türkiye’nin gerçeklerini gizleyememektedir. İŞKUR’un yayımladığı son veriler, çalışma hayatında yaşanan çöküşün artık resmi rakamlara dahi yansıdığını göstermektedir. 2026 yılının ilk dört ayında işsizlik ödeneği almak için başvuran yurttaş sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,4 artarak 630 bin 794 kişiye ulaşmıştır. Ancak bu kişilerin yalnızca 285 bin 137’si ödenekten yararlanabilmiştir. Başka bir ifadeyle işsiz kalan her iki kişiden biri dahi işsizlik ödeneğine erişememektedir. Yararlanma oranının yüzde 48,3’ten yüzde 45,2’ye gerilemesi, Türkiye’de işsizliğin büyüdüğünü, sosyal koruma mekanizmalarının ise eridiğini göstermektedir.

Bu tablo tesadüf değildir. Akademisyenlerin, çalışma ekonomisi uzmanlarının ve emek örgütlerinin yıllardır dikkat çektiği gibi İşsizlik Sigortası Fonu giderek asli amacından uzaklaştırılmıştır. İşsiz kalan yurttaşların güvencesi olması gereken kaynaklar farklı alanlara yönlendirilmiş, fonun kullanımında siyasal tercihlerin etkisi büyümüştür. Aylar önce işsizlik fonuna ilişkin yetkilerin daha da merkezileştirilmesi ve Cumhurbaşkanlığı karar mekanizmasına bağlanması yönündeki düzenlemeler tartışılırken, yapılan uyarılar bugün birer birer doğrulanmaktadır. İşsiz kalanların sayısı artarken fondan yararlanabilenlerin oranının düşmesi, çalışma hayatındaki yapısal krizin, iktidarın siyasi politikalarının ve sosyal devlet anlayışındaki çürümenin en somut göstergelerinden biridir.

GENÇLER GELECEKSİZLİĞE MAHKÛM EDİLİYOR
Bu verilerin ortaya koyduğu bir başka gerçek ise gençliğin içine sürüklendiği geleceksizliktir. İşsizlik ödeneğine başvuranların yüzde 22,1’i 25-29 yaş grubundadır. Daha çarpıcı olan ise 20-34 yaş arasındaki gençlerin toplam başvurular içindeki payının yüzde 52,94’e ulaşmış olmasıdır. Yani işsizlik fonuna başvuran her iki kişiden biri gençtir. Normal koşullarda üretimde, eğitimde, bilimde, kültürde ve toplumsal yaşamın merkezinde olması gereken gençler; AKP iktidarının yarattığı ekonomik tablo nedeniyle işsizlik, güvencesizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Bir ülkenin gençleri gelecek hayali kuramıyorsa, o ülkede ekonomik başarı hikâyelerinden söz etmek mümkün değildir.

YAŞ ALMIŞ EMEKÇİLERİMİZİN DRAMI
Bir başka gerçek ise emeklilerimiz! Türkiye’de emeklilik, artık dinlenme ve insanca yaşam dönemi olmaktan çıkarılmıştır. Emekli aylıkları temel ihtiyaçları karşılayamaz hale geldiği için yurttaşlarımız ileri yaşlarında yeniden iş aramak zorunda kalmaktadır. Geçtiğimiz yıl mayıs ayında 60 yaş ve üzerindeki kayıtlı işsiz sayısı 28 bin 290 iken, bu yıl sayı 34 bin 108’e yükselmiştir. Bir yılda yaklaşık yüzde 20’lik artış yaşanmıştır. Acı olanı, 60 yaş üzerindeki 4 bin 711 yurttaş işsizlik ödeneğine başvurmak zorunda kalmış, bunların yalnızca 2 bin 646’sı destek alabilmiştir. Daha da utanılası, 65 yaş ve üzeri büyüklerimizden, 2025 senesinde iş arayanların 7 bin 646 olan sayıları; 9 bin 318’e çıkmıştır. Ömrünü çalışarak geçirmiş insanların emeklilik döneminde yeniden iş araması, AKP iktidarının emekli ve emekçi düşmanı politikalarının sonucudur. Bu tablo bir ekonomik veri olmanın ötesinde AKP İktidarının yarattığı kara düzenin sonucudur.





ASIL BUTLAN HAYATIN YARATILAN ÇALIŞMA HAYATI REJİMİDİR
Şu an Türkiye’de asıl butlan; milyonlarca gencin işsiz bırakılması, yaş almış büyüklerimizin ise işsizlik sigortası ödeneğine baş vurmasıdır. Asıl butlan; üniversite diplomasının değersizleşmesinde, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kalmasında ve emekçilerin alın terinin her geçen gün daha fazla değersizleştirilmesindedir. Asıl butlan; emekliyi yeniden iş aramaya mecbur bırakan düzendedir. Asıl butlan; işsizlik fonuna milyonlarca emekçi kaynak aktarırken işsiz kaldığında o fondan yararlanamamasındadır. Türkiye'nin gerçek gündemi siyasi operasyonlar, yargı darbeleri ve AKP’nin butlan kolları ile gerçekleri örtmeye çalışmak değil; büyüyen işsizlik, derinleşen yoksulluk, geleceksizlik ve kalıcı hale getirilmeye çalışılan güvencesizlik rejimidir.

Bugün Türkiye’de işsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik artık münferit sorunlar olmaktan çıkmış, AKP iktidarının kurmaya çalıştığı yeni çalışma rejiminin temel unsurları haline gelmiştir. Düşük ücret, örgütsüz çalışma, güvencesizlik ve sosyal hakların aşındırılması üzerine kurulu bu model; milyonlarca insanı iktidara bağımlı, “köleler” haline getirmeyi hedeflemektedir. Bir yandan AKP’nin ülkemizi siyasi kuşatma altına alma girişimi ve bağımsız olması gereken yargının, AKP iktidarının hukuk kolu gibi hareket ettiği bir düzen; diğer yandan ekonomik kuşatma ve emek sömürüsü… Türkiye’ye dayatılan tablo budur. Ancak ne Saray iktidarı ne de onun kullanışlı aparatları ülkenin gerçeklerini değiştirebilir. Halkımız işsizliği de biliyor, güvencesizliği de biliyor, geleceksizliği de biliyor.

Bizler, Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in ülkemizin geleceği adına başlattığı Umuda Yolculuğun kadroları olarak; emeğin, emeklinin, emekçinin, kamu emekçisinin, işçinin, işsizin, gencin, kadının, emek rejiminin ve çalışma hayatının tüm paydaşlarının yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki iyi bir çalışma hayatı; sosyal adalet, güvence, demokrasi, barış ve toplumsal huzur demektir. Türkiye’nin ihtiyacı güvenceli çalışma, adil bölüşüm, örgütlü ve özgür bir çalışma hayatıdır. Ülkemizin geleceği; ucuz emek anlayışı yerine, insan onuruna yaraşır çalışma koşulları, sosyal güvence ve emeğin hak ettiği değeri bulduğu bir düzen üzerine kurulacaktır.


 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.