Bu ülkede çoğu insanın bir fikri var ama çok azının bir tarafı. Çünkü taraf olmak bedel ister, sessizlik ise her zaman daha güvenlidir. O yüzden susmak, konuşmaktan daha kalabalık bir tercih haline geldi.
Haksızlık karşısında “Benim başıma gelmedi” demek, adaletsizliğin en kibar savunmasıdır. Herkes bir noktaya kadar rahatsız, ama o nokta genelde kendi sınırlarımızda bitiyor. Başkasının yaşadığı, başkasının meselesi oluyor. Ta ki sıra bize gelene kadar.
Sosyal medyada öfke bol, sokakta cesaret kıt. Bir tuşa basıp tepki vermek, gerçek hayatta bir cümle kurmaktan daha kolay. Vicdanımızı paylaşımlarla rahatlatıyor, sorumluluğu kalabalığa devrediyoruz. Böylece kimse suçlu olmuyor ama hiçbir şey de değişmiyor.
Sessizlik masum değil. Tarafsızlık çoğu zaman güçlüden yana durmanın daha konforlu bir yoludur. Tarih, yüksek sesle konuşanlardan çok, susarak olan biteni izleyenleri yazar. Ama genelde onların hikâyesi utançla anılır.
Bu yüzden asıl soru şu: Yanlış olduğunu bildiğimiz bir şeye ne kadar daha sessiz kalacağız? Çünkü bir noktadan sonra susmak, sadece susmak değildir. Tarafını seçmiş olmaktır.
Yorum Yazın